Yazının
başlığı aklınızı karıştırmasın, konumuzun kadın göğüsleri
ile uzaktan yakından alakası yok. Memé (ya
da mem) teorisi ünlü İngiliz biyolog Richard Dawkins tarafından
ortaya atılan bir düşünce. Memler, her türlü gelenek, düşünce
tarzı, yaşam biçimi vs. gibi insan sosyal ve kültürel hayatınını
yeniden üretilmesi için gerekli inşa planını (reçetesini) içeren
bilgi kodlarıdır. Mem teorisi, DNA 'nın sosyo kültürel karşılığıdır
diyebiliriz. En azından Dawkins'in
iddası bu yönde. Dawkins'e göre nesiller değiştikçe, kültürel
ve sosyal içerik bir sonraki nesle memler tarafından aktarılıyor.
Bu tıpkı biyolojik içeriğin DNA tarafından aktarılması gibi oluyor. Fakat
memler, DNA gibi mikroskop altında görülebilen somut bilgi
kodları değil. Daha çok soyut. Örnek vermek gerekirse,
çömlek yapımı, yemeği çatal ile yemek, krallıkla yönetilmek, flört
veya görücü usulü ile kız
alma
ve tahta kaşıkla yemek yemek gibi sayısız ve çeşitli mem
var. Bunların bir kısmı, tıpkı bazı DNA’lar gibi tükenmiş.
Basite indirgersek, özetle memler bir DNA
analojisidir.
Memler,
DNA analojisi olduğu için tıpkı DNA'lar gibi davranıyor. Örneğin,
bazı memler tıpkı bazı DNA'lar gibi yok olmuşlardır. Nasıl
dinazor DNA 'sı yok olduysa, benzer şekilde ateşe tapma ve
amfora memi de yok olmuştur. Dinazorlar yok oldu demek yerine
dinazor DNA'sı yok oldu derken, vurgunun türe değil de,
DNA 'ya yapıldığına dikkatinizi çekmek isterim. Dawkings,
dinazor türü tükendi demek yerine, dinazor DNA'sı yok oldu
demeyi altını vurgulayarak özellikle tercih ediyor. Vurgu bilinçli
olarak prototip üzerine değil de, genotip üzerinedir, yani asıl
olan DNA 'dır. Türün tek tek üyeleri, DNA'nın nesilden
nesile aktarılmasını sağlayan biyolojik kaplardır. Dawkins,
bu fikri "Gen Bencildir" kitabında oldukça ikna edici
bir şekilde açıklamaktadır*. Benzer şekilde aynı kaynakları
paylaşan iki tür arasındaki mücadeleyi betimleyen "En
uygun olanın hayatta kalması" (Survival of the fittest)
ilkesi de, memlere uygulanabilir.
Bu
konuda ilginç bir örnek vermek gerekirse, aklıma tuvalet alışkanlıklarımız
geliyor. Alaturka Tuvalet ve Alafranga Tuvalet birbirleri ile
rekabet içinde olan iki memdir. Zaman içinde, alafranga tuvalet
memi güçlenirken (daha yaygın hale gelirken), alaturka tuvalet
memi zayıflamakta ve mem havuzunda miktarı azalmaktadır.
Uzun vadede, bu iki mem arasındaki mücadeleden galip gelenin
Alafranga tuvalet olacağını kolaylıkla kestirebiliriz çünkü
alaturka tuvalete nazaran bariz üstünlükleri vardır (daha
kolay kullanım, daha estetik, daha steril dolayısı ile daha
sağlıklı olması vs.). Survival of fittest ilkesi ile hareket
edersek, daha uygun olanın yani alafranga tuvalet meminin yaşayacağını
öngörebiliriz.
Mem
teorisi, karşılıklı analojinin bariz olduğu alanlarda
gayet güzel çalışmakta fakat bire bir işlediğini söylemek
oldukça güç. Biyoloji, herhangi bir türün neden hala var olduğunu
ya da ortadan kalktığını kolaylıkla açıklayabiliyor ama aynı
şeyi memler için söylemek zor. Örneğin akıl dışı
olmasına rağmen din memi neden hala varlığını sürdürüyor?
Mem teorisi, din meminin evrimsel gelişmesini açıklayabiliyor
ama neden hala var olduğunu açıklayamıyor.
Bunun
nedeni ise, DNA havuzunu yöneten neredeyse kesin kurallar olmasına
rağmen memlerin var oluş alanı olan insan zihninin ve
onun ürettiği kültürün kesin kuralları ve sınırları
olmamasıdır. Kuralların da ötesinde bazen neredeyse kaotik bir
yapı sergiler. DNA havuzunda hüküm süren determinizm, insana
değgin alanlarda pek işlemiyor. Marksizmin temel öngörülerinden
biri olan tarihsel determinizm, neredeyse matematiksel bir
formulasyondan fırlamış gibi kapitalizmin yok olacağını öngörmüştü
ama tarih bu öngörülerin tam tersine bir yönde gelişti.
Kapitalizm ortadan kalkacağına, rakip memini yenip yeryüzünün
tek hükümdarı oldu. En azından şimdilik.
Marx
da adını bilmese bile bir tür kapitalizm memini kullanmıştı
diyebiliriz. Kim hatalıydı? sorusuna insanların verdiği cevap
tereddütsüz Marx olmakta ama bence hatalı olan tarih yani
tarihi oluşturan insanoğlu. Dediğimin mantıksız hatta saçma
olduğunu düşünebilirsiniz ama değil. Bu apayrı bir yazı
konusu.
Bana
göre; mem fikri bazen işlevsiz olmasına ve hatta zorlama gözükmesine
rağmen rağmen; kültüre, insan zihnine ve en önemlisi
tarihe olan bakışımızı oldukça değiştirebilecek çok farklı
bir bakış açısı sunmakta. Tıpkı evrimsel psikolojinin bir
çok şeyi çok net ve akla yatkın bir şekilde açıklaması
gibi mem teorisi de bir çok şeyi açıklayabilecek gibi duruyor.
Mehmet
Emin ARI
www.eminari.com
*Hala
baskısı kaldı mı bilmiyorum ama bu nefis kitabı inanılmaz
ucuz bir fiyatla Tubitak yayınlarından bulabilirsiniz.
Dawkins’in Türkçe’ye çevrilen diğer iki kitabı ise “Kör
Saatçi” (The Blind Watchmaker) ve Tanrı Yanılgısı (The God
Delusion). Detay için bkz. www.richarddawkings.com,
www.tubitak.gov.tr