(not: arama motorlarından "mini
etek" diye arama yapıp gelenlere. Lütfen geldiğiniz gibi
gidin. Bu yazıda cinsel içerikli hiç bir materyal yoktur. Boşuna
vakit kaybetmeyin.)
Küçük
prens ve eski aşklar:
"-Ayin nedir? -O da artık kimsenin umursamadığı bir
gelenek, bir günü öbür günlerden, bir saati öbür saatlerden
ayırır. Sözgelimi peşimdeki avcıların bir ayinleri var. Her
perşembe köylü kızlarla dans ederler. Bu yüzden perşembe
benim için eşsiz bir gündür! O gün bağlara kadar uzanırım.
Avcılar belirsiz günlerde dans etselerdi bütün günler
birbirine benzeyecek, ben de hiç keyif çatamayacaktım.
Küçük prens tilkiyi evcilleştirdi. Ayrılık saati yaklaşınca
tilki
"-Ah!" dedi, "Göz yaşlarımı tutamayacağım."
Küçük Prens - Saint-Exupery
Suyu ve yüzmeyi çok sevdiğim için (Arkadaşlarımın
nitelendirmesiyle bir "kurbağa" olduğumdan) fırsat
bulur bulmaz hep yüzmeye giderim.Yine böyle bir gün havuzda
seansın başlamasını beklerken benimle birlikte bekleyen bir
kadını gördüm. Oldukça hoş ve bakımlıydı. Üstünde de çok
kısa olmamakla birlikte bir mini etek vardı. Her normal ve sağlıklı
erkek gibi ben de mini eteğin sardığı bu güzel bacaklara baktım.
Öyle içine düşer gibi değil tabii ki. Güzel bir kadın bacağı,
bence aynı zamanda estetik bir şey, neredeyse bir sanat
eseridir. Sandığınız gibi bir aşk hikayesi, ya da bir fantezi
anlatmayacağım size. Kadını bir daha görmedim. Biraz
sabredin.
Havuzun seansı başladığında benimle aynı kulvarda demin ki
bayanı görünce şaşırdım. Bu sefer üstünde yeni model, tek
parça havuz mayolarından vardı. Beklerken giydiği mini eteğin
örttüğü bacağı bu sefer tamamen açıktaydı ve yeni kesim
tipi olsa gerek kalçasının bir kısmını da gösteriyordu.
Şaşırtıcı, fakat kadına bir kez baktıktan sonra hiç bakmadım.
Bir anda mini eteğin örttüğü bacağın tüm çekiciliği
kaybolmuştu. Havuzda bir taraftan kulaç atarken bir taraftan da
bunu düşünmeye başladım. Senin işin gücün yok mu? Bunlara
mı kafa patlatıyorsun? demeyin. Aklın en güzel ürünleri,
onun başıboş bir tay gibi özgürce gezdiği anlarda çıkar.
Tekrar mini eteğe geri dönelim. İlk bakışta mini eteğin çekiciliği
açıkta bıraktığı bacakla açıklanabilir. Bence mini eteğin
çekiciliği açıkta bıraktığı değil kapattığı bacak alanıyla
açıklanabilir. Bacağın bittiği ve mini eteğin başladığı
sınırda bizim bakışlarımız ve görüntümüz sınırlanır,
durdurulur fakat akıl durmaz. Gestalt psikolojisinin önerdiği
gibi akıl, eksik olanı tamamlamaya çalışır. Eksik olan
nedir? bacağın devamının ne olduğu tabii ki. Akıl bu aşamada
kendince bacak çizgisini, tenin özelliklerini, yuvarlaklığını
(bu noktadan sonra editörün bip sesini duyar gibi oluyorum, o yüzden
durdum) vs. tamamlar. Bu tamamlama işlemi tabi ki hayal gücünden
alınan malzemeyle olacaktır. Mini eteğin açıkta bıraktığı
kısım aklın yaratıcı bir şekilde hayale dalmasına yeterli
olacaktır. Akıl mutlu, siz mutlu.
Mayolu bir bacak ise akla bu tür bir tamamlama işlemine gerek bırakmaz.
Her şey tüm çıplaklığıyla ortadadır. Tamamlanacak ya da
hayal edilecek bir ayrıntı yada imge yoktur. Tabi akıl için bu
durumun hiç bir çekiciliği olmayacaktır. Belki de bu yüzden
dar kotlara ya da taytlara sığdırılmış ve gözüme gözüme
sokulan popolar pek hoşuma gitmiyor. Bu açıdan bakarsanız kadınlar
da saldırgan olabiliyor. Zaten iki tür güzel kadın var, biri güzelliğini
kendine yakışan bir eşarp gibi, diğeri ise bir kılıç gibi
taşıyandır.
Yüzerken bulduğum bu açıklama bana oldukça tatmin edici gelmişti
ama yine de bir şey eksikti. Mini eteğin çekiciliğini sadece
bu açıklamıyordu. Aklıma birden Saint-Exupery'inin sevimli Küçük
Prensi geldi. Ufak ama bilgeliklerle yüklü bu sevimli çocuk
kulağıma bir şey fısıldadı, "ayin ve ritüel var mini
etekte".
Mini eteğin bir ritueli var. Belli bir şeyi ne tamamen açıkta
bırakarak ne de tamamen kapatarak sunuyor. Ayrıca sizin emek
sarf etmenizi istiyor. Bir güzelliği yalın ve çıplak olarak
değil belli bir formda ve estetik içinde sunuyor. Tıpkı eski
zaman şölenleri ya da düğünleri gibi. Çağımız hız çağı.
Her şey "verimlilik" adı verilen tanrıya hizmet etmek
için çırpınıyor. Bir şey çıplak olacaksa tamamen çıplak
olsun diyoruz. Bara gidip, oradan birini götürüp, o gece onunla
sevişiyoruz. Yıllar süren eski zaman aşkları bize komik ve
garip geliyor. Ritüeli unuttuk. Bütün bunlar yalın çıplak
bir bacak gibi duruyor. Sonrada diyoruz ki, hayat niye sıkıcı
ve biz niye mutsuzuz. Ayini ve ritueli kaldırınca geriye kalan
şey tabi ki sizi mutlu etmeyecektir, tabi ki anlamdan uzak
olacaktır.
Kadın erkek ilişkilerine yansıyan verimlilik ilkesi, ilk başta
heyecan verici gibi geliyor ama on dakika seyrettikten sonra
insana fenalıklar getiren Alman porno filmlerinden pek farkı
yok.
Verimliliği ve hızı tartışmayacağım. Verimlilik ve tasarruf
bizim uydurduğumuz kavramlar. Doğa asla verimli olmamıştır. O
her zaman saçıp savuran bereketli bir ana olmuştur.
Ritueli ve ayini tekrar yaşamımıza geri döndürmek neredeyse
imkansız. Bir birey olarak yaşamımıza "mini etek"
giydirmek çok zor. Belki evrimsel gelişmemizde bu tekrar olacaktır.
Ama ilişkilerde bu o kadar da zor değil sanırım. Erkek olarak
yapmamız gereken sanırım şu kahrolası verimlilik ilkesini
kafamızdan atmak. Kadınlara nazaran bu bizde fazlasıyla var.
Kadınların yaptığı sadece bize uymak. Belki o zaman
"yeter ki gel, senede bir gün" şarkısı bize garip ve
uzak gelmez.
Mehmet Emin Arı