|
Öylesine alışıyorum ki
yalnızlığıma. Alışmaya da alıştım Alyosha! Bazen sonsuzluğa
sessiz çığlıklar atsam da alışıyorum yalnızlığıma. Evin
kapısını hep anahtarla açarken, bakkala bir ekmek derken,
karanlıkta bir odadan tıkırtı geldiğinde umursamadan yorganı
başıma çekerken, yılbaşlarında bir bardak şarap alıp
televizyonun karşısına geçtiğimde hep aynı hınzır soğuk
yel esiyor yüreğimden.
Yalnızlığın kutbundayım Alyosha. Hani açlıktan ölenler bir
şey yiyemezmiş ya, artık bende insanlardan kaçıyorum. İnanmıyorum
Alyosha, artık hayata inanmıyorum. Başı ve sonu belli olan bir
şeye inanılmaz derdin ya hep ve biz gülümserdik senin bu erken
gelmiş bilgeliğine. Meğer haklıymışsın. Bu kadar kısa olan
bir şeyin hesabı olmazmış.
Akşamın erken geldiği kış günlerinde bir çay koyardın
kendince demlisinden ve kuru pasta niyetine gülümsenene bakardım.
O zamanlar yalnızlığı bilmiyorduk Alyosha. Sen henüz gitmemiştin
ve kedim Kalinka hala yaşıyordu. Yalnızım derdik evde tek başına
olunca, oysa yalnızlık farklı bir şeymiş. Tek başınalık
yalnızlığın sadece bir görüntüsüymüş. Hınca hınç dolu
bir otobüste elleriyle seni saran o buzdan güzeli hiç bilmezdik
ki. İkimizde çocuktuk Alyosha.
Kış günleri evimiz soğuktu ama içim sımsıcaktı. Şimdiyse
ev sıcak, içim buz gibi Sibirya Alyosha. Dışarısı çok soğuk
olunca çeşmeyi damlatmıyorum artık donmasın diye. Bazen
kendimle konuşuyorum Alyosha, ruhum donmasın diye. Öyle
korkuyorum ki ruhumun donmasından, hep otobüslerde bebeklere gülümsüyorum
ve küçük çocuklara kalemler dağıtıyorum.
Küçük eller tutsun diye bakıyorum Alyosha. Bir umutla gözlerde
bir parıltı arıyorum. Sonra silkeleyip atıyor beni yalnızlığım
kendi içime.
Bulaşıkları dört gündür yıkamadım Alyosha. Sen olsaydın
kirli tabak bırakmazdım. Dediğin gibi suya tutup deterjan atıyorum
üstüne azıcık, yağları çözülsün diye. Gülüşünde martılarla
gitti ya Alyosha, artık hiçbir şey yalnızlığı benden söküp
atamaz. Ruhumu kazıtsam da olmaz ki.
Kedim Kalinka bir şubat günü aniden ölüverdi Alyosha ve ben
kendi ellerimle onu arka bahçeye gömdüm. Kalinka'yı gömmeme
engel olan kadına nasıl bağırmıştım hatırlıyor musun? Sen
hiç bir şey demeden başını sallamıştın. Kedilerin bir
cenneti var mı? diye sorunca bana gülmeyen tek kişi sendin
Alyosha! Sen istedin diye bir veda yazısı yazmıştım
Kalinka'ya
Nazlı kızım kalinka'ya
"Yarım saat önce seni arka
bahçeye gömdüm. Yine böyle bir Şubat günü gelmiştin sekiz
yıl önce. Ve daha 1 aylık bile değildin. Avucuma zar zor sığıyordun.
Bir hafta boyunca biberonla beslemiştim seni. Geceleri kalkıp süt
veriyordum. Sonra biberonunun başını ısırmıştın. Sonra güzel
güzel anlamlar verdin bana. Bir canlıya karşı sorumluluk
sahibi olmayı, emek harcamayı öğrettin. Güzel güzel 10 tane
yavru verdin. İlk doğumunda birinci yavrudan sonra akşama kadar
benim gelmemi beklemiştin ve ben eve gelince diğer yavruları doğurmuştun.
Kan içindeydin ama beni görünce rahatlamış ve diğer pamuk
tanesi gibi üç yavruyu dünyaya getirmiştin. Senin için damat
bulmuştum iki kere. Kayboldun tam üç kere. Birincisinde 6 ay
sonra döndün. Nasıl sevinmiştim. İki kere ameliyat olmuştun.
Birinde bacağın kırılmıştı, diğerinde kısırlaştırılmıştın.
Saatlerce beklemiştim başında ayılmanı. Taşıma kutun dışarıda.
Bu gün söylediler öldüğünü kızım. Aşağıya inip naylon
torba içinde beyaz topaklı halini görünce birden ağlamaya başladım.
Erkekler ağlamaz lafı hikaye kızım. Sonra seni kendi elimle
arka bahçeye gömdüm. Üstüne toprağı ben kapadım. Uyur
gibiydin. Ölüm yaşamın bir gerçeği kızım. İyi bir sahip
olmaya çalıştım. Aç bırakmadın seni, evde bir yumurta
varken yarısını seninle paylaştım, param olunca Whiskas aldım.
Aşılarını yaptırdım. Ayağın kırılınca ameliyat
ettirdim.
Artık sabahları ayakucumda seni göremeyeceğim. Ben
bilgisayarda çalışırken masanın kenarında durup bana
bakmayacaksın. Televizyonun ya da bilgisayarın üstünde
durmayacaksın. Miyav sesini duymayacağım. Şimdi ağlıyorum.
Saçmaladığımın farkındayım. Belki başka insanlar bu duyarlılığı
fazla bulacaklar. Ama kızım, emek sevgidir, sevgide emek. Benim
sende çok emeğim var. Bilemiyorum... Belki de uslu kedilerin
gittiği bir cennet vardır. Ama sen uslu da değildin ki. Ama
sahiplerinin çok sevdiği kedilerin gittiği bir cennet vardır
sanırım. Kalinkam, kızım... Güle güle..."
Yalnızlığıma alışıyorum Alyosha. Süpermarketlerdeki kedi
maması reyonlarından ve senin sevdiğin gümüşçülerin önünden
hızlıca geçiyorum. Bir tek gümüşü parlatmak için yarım gün
gerekli derdin. Ben saçma bulurdum bu özeni. Oysa haklıymışsın.
Bir bakışı parlatmak için bazen bir ömür yetmiyor Alyosha.
Çöp torbası aldım eve. Dağınık durmuyor artık çöpler. Tıpkı
senin gösterdiğin gibi. Görsen benimle gurur duyardın
herhalde. Çaydanlıkta kalan demi ve umutlarımı etrafa sıçratmadan
çöpe atıyorum. Kapıcı hiçbir şey demiyor. Yeter ki her şey
çöp torbasından olsun. Yalnızlığım hariç her şeyi çöpe
atabilirim. Senin uzaklara dalıp giden bakışını, yanımda hep
cüzdanda taşıyorum.
Kalinka bana geldiğinde bir aylıktı. Onun şımarık sarsaklığı
bizi nasıl güldürürdü hatırlıyor musun? O ölünce bu kadar
ağlıyacağımı bilseydim onun hiçbir şirinliğine yüz
vermezdim. Yaşamı da bu kadar sevme, bir gün o da terk edecek
seni derdin ama önce sen gittin.
"Bir şairi sevmek için insanın ruhunun kafiyeli olması
gerekir" demiştin ilk elini tuttuğumda ve ben o zamanlar
daha tek bir şiir bile yazmamıştım. Bir gün bir bardak suya
bakıp okyanusa dair bir şiir yazdığında seninle gurur duyacağım
demiştin. Nereden bilebilirdim ki çölde adımı arayacağımı.
"Çocuklar seni çok seviyor neden biliyor musun?" diye
sormuştun bir çocuk bana güldüğünde. Ben de hayır demiştim
hiç tereddütsüz. "çünkü sen de onlar gibi adsızsın"
dediğinde gülümsemiştim. Şimdi anlıyorum ki benim ismim
senin bakışlarındaydı Alyosha.
Alyosha, sen hiçbir zaman nefes almadın, hiçbir toprağa adım
atmadın, hiçbir suyu içmedin ama hep vardın.
Senin dediğin gibi Alyosham, "yalnızlık içimizdeki
isimsizliğin adı".
Mehmet Emin Arı
|
|
|
|
|
|