Elma kanunu

                    
               

Elma bir şifa kaynağıdır

Sağlık Ansiklopedisi


Kadim Mermon imparatorluğunun 16. Kralı büyük Kudesus tahta daha on iki yaşında geçmişti. Henüz akıl baliğ olmadığı için, imparatorluğun idaresini öğreninceye kadar ona küçük bir kral gibi davranıldı ama idareden uzak tutuldu. Vezirler, danışmanlar, akıl hocaları ve her daim geleceği bilen falcılardan oluşma ufak bir ordu kadim Mermon imparatorluğunu eski kitaplarda yazan kanunlar, hikayeler ve şiirlerden esinlenerek idare ettiler. Aslında buna idare de denemezdi ama işler öyle yürüyordu. Yaklaşık kırk kişilik idare meclisi her sabah ahlaya puflaya toplanır (çünkü hemen hepsi yaşlı kimselerdi) ve akşam gün batmadan imparatorluğun tüm sorunları çözüp Kudesus'un annesine söylerlerdi. Annesi de uyumadan önce Kudesus'a söyler, Kudesus da kendine söylenenleri kral iradesi olarak ertesi gün idare meclisine söylerdi. Kralın aldığı kararlardan çok memnun kalan idare meclisi (!) ona çok bağlıydı. Halk arasında her zaman büyük Kudesus 'un ne kadar bilge ve akıllı bir idareci olduğunu söylerler ve ona olan bağlılıklarını anlatırlardı. 

Kudesus on sekiz yaşına gelince, bir gün birdenbire annesinin ona dediklerini değil de, kendi kararlarını idare meclisine buyuruverdi. Ne olduğunu anlayamayan idare meclisinin saygıdeğer üyeleri, sanki yarım kilo Doblan limonu yemiş gibi yüzlerini ekşittiler ama yüce kralın iradesine karşı çıkamazlardı tabi ki. 

Kudesus 'un sadece davranışı değil verdiği buyruk da bir garipti. İdare meclisinin önünde, elini beline koyarak, "Tanrıların seçkin ülkesi, büyük Mermon imparatorluğunda elma yemeyi yasaklıyorum. Bütün elma ağaçları kesilecek ve eldeki tüm elmalar Zorna nehrine dökülecek. Bu emrime karşı koyan her kişi idam edilecektir. Bu emrim bu vakit itibariyle kanun olmuştur. Gereğini yapın" demiş ve soylu ayak adımlarıyla mermer sütunlarla dolu olan idare meclisini terk etmişti. 

İdare meclisi Kudesus 'un tuhaf elma kanunundan çok, birdenbire yönetimi ele almasına şaşırmış, hatta kızmışlardı. Geçmişte de bazı krallar bunaklıktan veya saray yaşantısındaki yalnızlıklarından kafayı üşütüp tuhaf emirler vermişlerdi. Kimisi sivri uçlu şapka giyenlerin hadım edilmesin buyurmuş, kimisi ise kadınların eşeklere binmesini yasaklamıştı. 

Muhteşem 13. Kudesus 'un oğlu, yüce 14. Kudesus 'un oğlu, büyük 15. Kudesus 'un oğlu yüce Kudesus 'a (Mermon imparatorluğunda bütün kralların adı Kudesus 'du) doğrudan karşı koyamazlardı tabi ki. Krala karşı çıkmak 1. Kudesus 'un kurduğu Lepnia dinine göre en büyük günahtı. Kudesus çıkınca, idare meclisi hemen kendi arasında konuşmaya başladı. "hmmm, hmmm, evet", "Büyük Lebnia adına", "Zorna nehrinin bütün suyunu içesim geldi" gibi nidalar çıkartarak kaybettikleri iktidarı, Kudesus 'dan nasıl geri alacaklarını bulmaya çalıştılar. 

İçlerinden en beyaz sakallısı (en beyaz sakallı en akıllısı kabul ediliyordu), kralın emir vermesine değil de, verdiği emrin Mermon imparatorluğu kanunlarına, masallara ve şiirlere ters düştüğünü lisan-ı münasiple önce annesine, ardından da Kudesus'a anlatıp, onu ikna etmenin en uygun yol olacağını söyledi. İkna olan Kudesus bir süre daha yönetimi idare meclisine bırakırdı. Krala, zaten sayıları 300 olan karılarına ek olarak, yeni kadınlar bulunur, her sabah ses çıkaran metalik kuş gibi tuhaf mekanik aletlerle ilgilenmesi sağlanarak dikkatini yönetimden uzaklaştırabilirdi. 

Diğer beyaz sakallılar bu fikri pek sevdiler. Hemen hepsi, "Lepnia 'nın güzel tanrısı adına! bu harika bir fikir" dediler ve en beyaz sakallıyı tebrik ettiler. 

Başta en beyaz sakallı olmak üzere beş kişilik bir heyet önce Kudesus 'un annesinin yanına gittiler. İmparatorluk idaresinden çok oğlu Kudesus 'un sağlığı ve 300 gelinin sorunlarıyla ilgilenen anne, onları dinledikten sonra hak verdi. "Ama ben idareye karışamam, siz oğlumla konuşun" dedi. Tabi ki kadın da haklıydı. 

Heyet bu sefer Kudesus 'un yanına gitti. Önündeki bir tepside duran tabaktaki elmalara dalıp gitmiş olan Kudesus onların geldiğini neden sonra fark etti. Tabi bu arada heyetteki herkes şöyle bir öksürdü. 

Gözlerini tabaktaki elmalardan zorlukla ayıran Kudesus gelen heyete kısaca "Ne vardı?" dedi. 

Sözü alan en beyaz sakal, önce uzun, uzun Kudesus 'un atalarını övdü, ardından büyük Lebnia 'ya dua etti ve ardından imparatorluk idaresinin ne kadar önemli bir iş olduğuna dair uzun bir söylev çekti. Heyettekiler esnemeye başlamışlardı ama Kudesus kilitlenmiş bir şekilde önündeki tabakta duran elmalara bakıyordu. En beyaz sakallı lisan-ı münasip bir şekilde "elma kanunun" saçma olduğunu, Kudesus 'un bilgeliğini överek anlattı. Mermon imparatorluğunda yaşayan tüm erkekler, kadınlar, askerler, terziler ve hatta bebekler krallarına sonsuz derecede bağlıydılar ama geleneklere uygun olarak kararların da kanunlara, masallara ve şiirlere uygun olması umudundaydılar. 

Bir iki övgü dolu cümle söyledikten sonra, büyük Kudesus 'un onların söylediği tavsiyeleri lütfen kabul etmesini istedi ve sustu. 

Bir süre daha sessiz kalan Kudesus bakışlarını elmalardan ayırıp gelen heyete baktı ve "Cellat" diye bağırdı. Başta en beyaz sakallı olmak üzere heyettekiler önce şaşırdı, sonra korktu. Celladın ne işi olabilirdi ki?

Büyük Kudesus 'un sesini duyup gelen cellat, hemen elinde kılıçla huzura geldi. 

"Buyurun büyük Kudesus?" dedi. 

Önündeki tabaktan bir elma alıp ısıran Kudesus "Bunların kafasını kes" dedi. 

Emri alan cellat, hiç itiraz etmeden başta en beyaz sakallı olmak üzere heyetteki herkesin kafasını oracıkta kesiverdi. Kudesus elmasını bitirdiğinde kafalar yerde şaşkınlık ve hayal kırıklığı içinde ona bakıyordu. Başlarından ayrılan bedenler ise henüz ne olup bittiğini anlayamadıkları için hala ayakta, elleri önlerinde Kudesus 'un kararını bekliyorlardı. 

"Bunları ağaca asın" dedi ve bir elma daha aldı. 

Başta en beyaz sakallı olmak üzere tüm heyetin kafaları Zorna nehrinin kenarındaki büyük salkımsöğütte bir yıl asılı durdu. Sonunda kuşlara yuva olduklarında kimse onların bir zamanlar bilge insanların kafaları olduğunu hatırlamadı, kuşlar hariç.

"Elma kanunun" anlam ve önemini hemen kavrayan idare meclisi, gerekli detayları çabucak tamamladı. Kadim Mermon imparatorluğundaki tüm elma ağaçları kesildi ve köklerine kireç suyu döküldü. Eldeki tüm elmalarda pazarlardan, evlerden ve hatta dallardan toplanarak Zorna nehrine döküldü. O günlerde Zorna nehri elma suyu gibi akmış ve çocuklarının çabucak büyümesini isteyen tüm anneler kaşık, kaşık Zorna nehri suyunu çocuklarına içirmişlerdi. O zamanlarda, Mermon imparatorluğunda kırk yaşlarında olan herkes elma kuşağı olarak bilinir. 

Tüm elma ağaçları yok edilmişti ama sarayın arka bahçesinde bulunan 10 tane elma ağacına dokunulmamıştı. Bu Kudesus 'un emriydi. Bahçıvan her zamanki gibi onlara bakıyor ve meyve vermesini sağlıyorlardı. 

Mermon imparatorluğunda bulunan tüm kadınlar, erkekler, terziler ve tabi ki bahçıvanların elma kanununa uyduğunu kontrol etmek için bir elma polisi oluşturuldu. Elma polisinin amacı, halkın gizlice elma yetiştirmesine, elma veya çekirdeklerinin büyük Mermon imparatorluğuna girmesine ve tabi ki olurda bir yerlerden gelirse halkın elma yemesine engel olmaktı. 

Elma kanunundan habersiz bir köylü, şehrin ortasında karnını doyurduktan sonra iştahla ve afiyetle çantasından çıkardığı bir elmayı yeme gafletinde bulundu. Tabi akılsız kafası hemen oracıkta elma polisi tarafından kesildi ve ağaca asıldı. 

Elma polisi görevini gerçekten iyi yerine getiriyordu. Tabi ki bu yeterli değildi. Kudesus'un emriyle kadim Mermon imparatorluğunda bulunan tüm kitaplardaki, anıtlardaki ve hatta resimlerdeki elmaya dair ne varsa silindi, toplatılıp yakıldı. 

Mermon imparatorluğunun geçmişini inceleyen aklı başında tarihçiler 16. Kudesus'un neden elmayı yasakladığına dair kendilerince bir çok açıklama getirmişlerdir. Büyük tarihçi Leptin, Kudesus 'un asıl amacının kendi mutlak iradesini halka ve danışmanlar meclisine göstermek için böyle uyduruk bir kanun çıkardığını, aslında amacın bir yönetim taktiği olduğunu öne sürmüştür. Bu açıklamayı fazla siyasi bulan diğer bir tarihçi ise (ismi şimdi aklıma gelmiyor), aslında Kudesus'un annesi, danışmanlar meclisi ve adlarını bile bilmediği 300 karısı arasında (zaten Kudesus karılarının adlarını öğrenmek istemezdi, bunu gereksiz bulurdu) geçen yalnız saray hayatında kelimenin tam anlamıyla kafayı yediğini, aslında kendisinin elmayı çok sevmesine rağmen böyle saçma bir kanun çıkardığını çeşitli örnekler vererek anlatmıştır. Kudesus 'un elmayı sevip sevmediği bu gün bile üzerinde tartışılan belirsiz bir konudur. Kimileri onun, sarayın arka bahçesindeki on tane elma ağacının tüm elmalarını tek başına yediğini öner sürseler de, bu ağaçlarında daha sonra kesildiği bilinen tarihi bir gerçektir. 

 

Devamı kitapda...

Mehmet Emin Arı
 
 
 
 

 
setstats