Gül 'ün adı

               
 

Teninin sesi

Şakayıkların gece gölgesi

Beyaz mermerde

Beyaz gölge

Vapur köpüğü gibi

bir parıltı

anın içinde

 

Seviştikten sonra

Çırıpçıplak uzandığında

Ege’ye uzanır bacakların

belki bundan

hep imbatlıdır saçların

 

Bir serçe gibi

Yorgun düştüğünde beyaz çarşaflara

Hep bir darı tanesi dudaklarında

Bir avucunda Ege

Çınlar durur şakayıkların sesinde  

 

 

Bağ bozumu! bağ bozumu!

Bak güneşten kavruldu üzümler

adları döndü şaraba

ah o kırmızı

ismini buldu şarapda

ve dudaklarında

 

hasat zamanı

baştan başa başak sarısı

omzunun tersi

sanki çok silinmiş bir ilkokul defteri

 

ellerin vardı

tarih kadar eski

avucunun içinde bir güneş

yarından daha yeni

 

söyle,

ne olur söyle!

kim soydu benden daha çok seni

baştanbaşa sen

çocukluğundan bile eski…

 

Dalgın bir çiçektir tenin

Sebebsiz yaz vakti açan

 

Gölgeli kıvrımlarında

Eksik bir atlas

Denizler mavi

Ülkeler kahverengi…

 

İlk bebek gülümsemesidir tenin

Sımsıkı bir kavrayış

Bir küçük avucun içinde

Koca bir yaşam…

 

Bak şimdi yıldızların zamanı

Gece oldu

Düşler bile uykuda

Başucunda kol saati

O bile unutmuş zamanı

Uykuda bir kadın

Dünyanın bir ucunda,

çırılçıplak

Teni sıyrılmış ruhundan

Rüyasında bir çiçekli zaman

 

Dümdüz belledim

Kalçalarının eğriliğini

Utangaçtır bilirim

Kısa eteğinin o uzun bilgeliği

 

Kemeraltında kahveler

O gül kokulu lokumlar

Ah o gül isimli lokumlar.

Ters yüz oluverir dünya

Ayaklarımın altında masmavi

koca bir gökyüzü

 

tozu toparlıyor yağmurlar

ayak bileğinde bir düş

imler o zamanı

ilk baharın ilk sesi

 

oysa sessizliktir hanımelleri,

adları yok hiç bir nüfus dairesinde,

ve eteğinin gölgesinde açmış

bir yarım beyaz ten

anlatır sanki

eksik kalmış sevişmeleri

 

 

 
setstats