Neredeyse
35 yıl yaşamış olmama rağmen Ankara’yı bir türlü
sevemedim. Nefret ettiğim söylenemez ama sevemedim işte.
Cetvelle çizilmiş gibi duran yolları, işlevsel ama estetikten
uzak binaları ve o memur havasıyla bana hep sevimsiz gelmiştir.
Ankara için en güzelini sanırım bir Ankara sürgünü olan
Cemal Süreya söylemiştir:
Ankara,
Ankara
En
iyi kalpli
Üvey
ana
Bu şehri bu kadar yalın anlatan başka bir şey olamaz sanırım.
Sorumluluklarını bilen, asla kötü davranmayan ama sonuçta bir
üvey ana olan Ankara. Bu şehirde insanlar bekler. Emekliliği,
askerin bitmesini, rüşvetin gelmesini, gönderdiğiniz evrağın
cevaplanmasını, suskun devletin konuşmasını beklerler. Taşı
çatlatacak bir sabırla bir şeyleri beklerler, kim bilir
bekledikleri hayattır. Belki denizi görselerdi beklemezlerdi.
Denizi su sanırlar. Suyu görmek için göllerin kıyısına
gidersiniz ama su ufka uzanmaz. Bir suyu deniz yapan ufuk yoktur
Ankara’nın göllerinde. Oysa ne önemlidir suyun hiç bitmemesi
ve uysal bir sevgili gibi gökyüzüyle birleşmesi. O vaatker
ufuk çizgisi, o nasıl güzeldir. Her zaman ötelerde bir şey
olduğunu fısıldayan o şehvetli çizgi. İnsanlar Ankara’da
beklerler, kim bilir bekledikleri hayattır.
İstanbul’da
ise durum daha vahimdir. Hayat sanki bir adım ötede duruyor
gibidir. Doğruya doğru, dünyanın en güzel şehridir İstanbul,
ama hayat eli çabuk davranır. Daha siz elinizi uzatmadan işveli
bir kadın gibi kaçar gider. Bu yüzden hırsla kovalarlar hayatı
İstanbullular. Beklediği şeyin belki de hiç gelmeyeceğini söyleyen
şeytani fısıltıya rağmen, Ankaralının dingin tevekküllü
bekleyişinde bir huzur vardır. Ama İstanbullunun hırslı
kovalamacasında ne huzur vardır ne de tatmin. Dünyanın en güzel
şehri hemen kol mesafesindeyken kendilerini yiyip yutan bir
kovalamacanın içinde kaybolur giderler. Hayat kaçar, onlar
kovalar.
Ama
İzmir... İzmir’de
hayat beklenmez, kovalanmazda. O zaten sizinle beraberdir. Ufkun
ötesini muştulayan bir deniz vardır. Mutlulukla dolu, sakin bir
sevişmenin tadındadır körfez. Körfez vapurlarının sakin
gidişinde hırslarınız yok olur, kovalamayı bırakırsınız,
hatta martılara gevrek atacak kadar iyilikle dolarsınız. Ne
varsa bu şehirde, bayatlamış vapur çayı bile nektar olur.
Hafta sonları denize doğru bir göç başlar. "Ey hayat,
biz Çeşme’ye gidiyoruz sen
de arkadan gel" der İzmirliler muzipçe. Ve ne gariptir ki
hayat, uslu bir çocuk gibi onların peşinden gider.
Ne
garip, uçak biletinin üzerinde adımın hemen yanında yazan IZM
harflerine sevgiyle bakıyorum. Sabırsızım, sevgilisine kavuşacak
aşıklar kadar.
Mehmet
Emin ARI
www.eminari.com